bursa escort bursa escort bursa escort bayan eskort vip bayan escort görükle escort bayan escort
istanbul escort escort bayan istanbul kadıköy escort nişantaşı escort maltepe escort şirinevler escort
sakarya escort kocaeli escort escort bodrum bodrum escort
canlı bahis siteleri
porno film izle anal porno hd sex izle türkçe porno izle türbanlı porno izle
Bugun...


Serdar ERKAN


Facebookta Paylaş









PENCEREMDEN: YİNE VE YENİDEN CHP İKTİDARI MÜMKÜN (MÜ?) -1…
Tarih: 12-11-2019 15:41:00 Güncelleme: 12-11-2019 15:41:00


Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek aptallıktır. (Albert  EINSTEİN)
 
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) de kongre takvimi  8 Kasım 2019 da delege seçimleri ile başlayıp, Nisan 20120 de Büyük Kurultay ile tamamlanacak. 
İlan edilen takvime göre, 14 Aralık 2019-27 Şubat 2019 tarihleri arasında ilçe kongreleri, 2 Ocak -3 Mart 2020 tarihleri arasında İl Kongreleri yapılacak.
CHP Cumhuriyeti kuran kitle partisidir, bir sınıf veya zümre partisi değildir. Kendisinin değilse bile babasının veya dedesinin partisidir. Çünkü herkesin partisidir. Herkesin bir şekilde üzerinde hakkının olduğunu düşündüğü partidir.
 “Çünkü CHP Atatürk’ün kurduğu, kökeni kuvva-i milliye hareketine dayanan, devleti kuran bir partidir. Bu nedenle CHP, Türkiye’de İçişleri bakanlığına dilekçe verilerek kurulmayan tek partidir”. 
Bu nedenle kongreler süreci hem CHP’nin, hem de ülkemizin geleceği açısından önemlidir. Ülkemizdeki   tüm  kongre süreçleri ve iç gelişmeleri halk tarafından açık ve şeffaf bir şekilde takip edilen ve tartışılan tek partidir. Her şey halkın gözü önünde tartışılır. Bu nedenle CHP’deki her gelişme, hem yurt içindeki ve dışındaki yurttaşlarımız hem de, yurt dışındaki belirli odaklar tarafından dikkatle izlenir. 
Lider ve biat partilerindeki gibi, kongre ve kurultayları çok sessiz sedasız ve itirazsız geçmez veya bu partideki kavgalar çok tartışılmaz, göze batmaz, yapıldığının kimse farkında olmaz. Ama CHP kongrelerindeki en küçük bir olay aylarca manşet olabilir. Bu süreç, diğer biat partileri tarafından abartılarak kamuoyu gündemine getirilse de, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, diğer biat partilerine göre eksiklerine rağmen daha demokratiktir.
 
CHP ATATÜRK SAYESİNDE CUMHURİYETİN PARTİSİ OLDU AMA..!

Önümüzdeki kongreler sürecinde seçilen her kademedeki CHP kadroları, CHP yi, yapılacak ilk genel seçimde hedeflenen iktidara taşıması beklenen kadrolardır. CHP bu defada iktidar için tarihi fırsat ve dış koşullara sahiptir. Ancak gene, son yerel seçimlerde iktidarın hatalarıyla CHP ye kanalize olan toplumsal enerji, enerji iktidar kavgalara mı, yoksa, iç iktidar kavgalarına mı harcanacak?
 
Özellikle göçler kenti Mersin’de;
1980li yıllarda Mersin’de Serbest Bölge ilan edilmesiyle Mersin’e yoğun bir göç ve imar talebi başladı.Mersin için birinci kırılma noktası budur.
 Ardından, özellikle 1980 darbesi sonrası, ANAP dönemiyle birliktebaşlayan ve ABD den ithal edilen, vatandaşa “tencere verdik, kapağı seçimden sonra” yollu seçim rüşvetli demokrasi anlayışı ülkemizde bir çok şeyi değiştirdi.
İlkeli ve idealist particilik anlayışında ikinci kırılma yaşandı...
Bu yeni siyaset anlayışı, iktidara susayan CHP’yi de etkiledi doğal olarak. Özal’ın şahsi çabalarıyla, yerel demokrasinin güçleneceği düşüncesiyle, özellikle imar karar yetkisinin belediye meclislerine veren yasa değişikliği sonrasında Mersin’de imar yönüyle talan büyük bir yıkım başladı. Mersin ve Türkiye içinde  ikinci kırılma noktası budur.
Özellikle Akdeniz ve Mersin’in kıyı şeridi, mühendis ve mimarı bulunmayan belediyelerin, meslek lisesi mezunu fen memurlarının onayından geçen planlarla ve meclisleri eliyle talan edilmiş, çok katlı kalitesiz ve zevksiz binalar mantar gibi bitmeye başlamıştır. Daha önce belediye meclislerine aday bulamayan partilerde, imar rantını yönetebilmek için, parti içinde kıyasıya rekabete başlamışlardır. 
Bu rekabet, partiyi geliştirici değil, yıkıcı bir rekabet olmuş, en çok da her partide idealist ve ilkeli particiliği, özellikle kent merkezinde çok aşındırmıştır.
Bu rekabet, her parti içinde olduğu gibi CHP içinde de yoğun biçimde yaşanmıştır. 
Özellikle 1980 ve sonrasında çeşitli nedenlerle başlayan göç dalgalarıyla Mersin’e  gelen ve kendisini Mersin’in yerlisi sayan diğer sosyal gruplar arasında imar rantını ve belediye kadrolarını paylaşabilmek için her parti içinde ve her alanda kıyasıya bir rekabet yaşanmıştır.(Bunların ayrıntılarını Prof. Dr. Çiğdem KAĞITBAŞI’nın göçle ilgili araştırmalarında bulabilirsiniz)  
Bir yılda on katlı bir inşaatın bitirilip teslim edilebildiği, mevsimsel koşullara sahip Mersin’de, delege ve belediye meclis üyesi olabilmek için ilçe ve il yönetimlerini ele geçirmek için hala devam eden bir mücadele vardır. 
Çünkü ilçe belediye meclis kararlarıyla yapılan yeni imar planlarında, arsalar oluşturma ve yoğunluk katsayı değişimiyle hala inanılmaz rantlar üretilmektedir..!
Bu nedenle, tüm partiler içindeki kıyasıya rekabetin günümüzde motive eden gücü, belediyelerin içinde kadrolaşma, belediye bütçesini ve bu imar rantınıyönetebilmek olmuştur. 
Bu nedenle her partideki yerel örgütler ve belediyeye hakim olmak için, mahalle delege seçimlerinden başlayarak kıyasıya rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabette, özellikle perde gerisinde olan siyaset baronları için birinci ve en önemli hamlesi “yapılandırılmış delege sistemine” hakim olmaktır. Özellikle mevcut yönetimler, CHP genel merkezinin yazılı tüzük kurallarını hatırlatmalarına rağmen, kendi ekibini mahalle, ilçe ve il delege yapmak için, inanılmaz tüzük ve etik ihlalleri yapılabilmektedirler.
İşte bu süreçte yapılan haksızlıklar, özellikle CHP gibi itiraz kültüründen gelen partide daha çok negatif enerji üretmekte, sonrasında seçilen yönetimleri yalnızlaştırmaktadır. 
 
Bu süreçte seçimlerde öyle ilkesizlikler yapılmaktadır ki, bu başka partiye kayıtlı, eş dost akrabanın delege yapılmasına kadar vardırılmaktadır.  
Sonuç olarak, tabanda iyi niyetle çalışan, seçimlerde gecesini gündüzüne katıp koşturan ve sonrasında dışlanan, başta kadınlar ve gençler olmaz üzere büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta ve seçilen yönetime kocaman  bir güven ve motivasyon kaybına neden olmaktadır.  Seçilen yönetimlere de ve destekçilerinde, yerel ve genel siyasete yön verebilme erkini ele geçirmesiyle, her türlü futursuzluk ve ilkesizliği yapabilmek için büyük bir özgüven ve cahil cesareti vermektedir. 
 
CHP HALKIN PARTİSİ OLABİLDİ Mİ?

Öte yandan partilerde eş dost yakın insanların “liyakata göre değil sadakate göre seçilmesiyle”, yönetici kadrolarında bazı istisnalar hariç büyük yozlaşma yaşanmaktadır. Çünkü sonuçta başarı, her türlü mazereti örtmekte, ilkesizlik ve tüzük ihlaline rağmen bunun hiçbir hukuki yaptırımının olmaması seçilen yönetimleri daha da cesaretlendirmektedir. Ayrıca, kaybedenlerin madem oyun böyle deyip, bir sonraki seçimlere aynı yanlışları kendisine de hak görmektedir. 
Diğer sonuçları haksızlığa uğradıklarını düşünenlerin sosyal medyada içlerini dökmesiyle yaşanmaktadır. Bu yazılar için açılan disiplin soruşturmalarına rağmen bu süreç giderek daha büyük bir negatif enerjinin birikmesineneden olmaktadır. 
Peki sorunun temel kaynağı nedir? 
Bana göre, kök nedeni 12 Eylül darbe anayasasının, otoriter bir siyaset anlayışı inşa etmek için hazırladığı siyasi partiler ve seçim hukukunu düzenleyen anti demokratik maddeleridir. 
Siyasetin her kademesinde yaşanan sıkıntıların temeli, 12 Eylül 1980‘den buyana defalarca anayasa değişikliği yapılmasına rağmen, otoriter darbe hukukunun bu mirasının ret edilmeyip, nedense TBMM de bugüne dek değiştiril(e)memiş olmasıdır!
Kanaatimce bu anti demokratik uygulamalara yol açan maddeler değişmediği sürece, siyaset ülkemizdeki tüm olumsuzlukların kaynağı olmaya devam edecektir. Örnek olarak meslek odalarında bile seçim süreçlerinin üye listelerinin askıya çıkması, ilan edilmesi, yasal sürelere uygun olarak hakim nezaretinde yapılmasına rağmen, mevcut yasalarla CHP’deki bazı ilçe ve zamanlarda yaşanan keyfiliğin önüne geçilememektedir.  
Bu yazının yazılmasının nedeni;
Dr. Albert  EİNSTEİN’in bu yazının başlangıcında ifade ettiği cümlededir. Yani, Mersin CHP’de  tabandan tavana başlayan seçim sürecinde aynı kurguların ve tüzük ihlallerinin yaşandığına dair işaretlerdir. Gelecek seçimin temelleri bugünlerde atılmaktadır.
Binanın temelinin eğri atılması, sonuçta binanın eğri durmasına ve binaya talipli çıkmamasına neden olmaktadır.
Sonuçta, güvensizlik ve motivasyon kaybına neden olan bu parti içi köşe(koltuk) kapmaca oyunu yine ve yeniden CHP iktidarına taşımaya engel olabilir. Ancak, bu süreci yaşatanlar ve seyirci kalanlar bilsinler ki;
bu sürecin parti tabanında yaratacağı yıkıcı güven ve motivasyon kaybı, bundan sonraki ilk genel seçimin kaybedilmesi riskini de beraber getirecektir. Bu sonucun ülkemizin geleceği için büyük bir yıkım yaratacağı aşikardır. 
Sorumluluk her kademe yönetimlerindir. 
“Çünkü parti içinde köşe kapmaca oyununda haksız yere dışarıda kaldıklarını düşünenlerin, gelecek seçimlere motive edilmesi her defasında daha da zorlaşmaktadır”. 
Zira bu küskünleri yanına çekmek için iktidar partisi sürekli bir çaba içindedir.



Bu yazı 894 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Mersin Nefes İstiyor! 2
    Mersin Nefes İstiyor! 2
  • Mersin Nefes İstiyor!
    Mersin Nefes İstiyor!
  • Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
     Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
  1. Mersin Nefes İstiyor! 2
  2. Mersin Nefes İstiyor!
  3. Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
VİDEO GALERİ
YUKARI